YANILGI 2

"Doğal seleksiyonun evrimleştirici gücü vardır.Sanayi Devrimi kelebekleri buna bir örnektir.

Açıklama: Ders kitaplarında yer alan bir başka yanlış anlatım, doğal seleksiyonun canlıları evrimleştiren ve dolayısıyla yeni türler oluşturabilen bir mekanizma olarak gösterilmesidir.

Doğal seleksiyon kavramı, bulundukları coğrafi konumun doğal şartlarına uygun yapıda olan canlıların hayatlarını ve nesillerini sürdüreceklerini, uygun yapıda olmayanların ise yok olacaklarını öngörür. Örneğin yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir geyik sürüsü içinde, doğal olarak hızlı kaçabilen geyikler hayatta kalacaktır. Ama bu süreç, ne kadar uzun sürerse sürsün, geyikleri bir başka canlı türüne dönüştürmez. Geyikler hep geyik olarak kalırlar.

Doğal seleksiyon, Darwin'den önceki biyologlar tarafından da bilinen, ancak "türlerin bozulmadan sabit kalmalarını sağlayan bir mekanizma" olarak tanımlanan bir doğal süreçtir. İlk kez Darwin bu sürecin evrimleştirici bir gücü olduğu iddiasını ortaya atmış, tüm teorisini de bu iddiaya dayandırmıştır. Kitabına verdiği isim, doğal seleksiyonun Darwin'in teorisinin temeli olduğunu gösterir: Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon Yoluyla...

Oysa Darwin'den bu yana, doğal seleksiyonun canlıları evrimleştirdiğine dair tek bir bulgu ortaya konamamıştır. Ünlü bir evrimci olan İngiltere Doğa Tarihi Müzesi baş paleontoloğu Colin Patterson, bu gerçeği şöyle kabul etmektedir:

Hiç kimse doğal seleksiyon mekanizmalarıyla yeni bir tür üretememiştir. Hiç kimse böyle bir şeyin yakınına bile yaklaşamamıştır. Bugün Neo-Darwinizm'in en çok tartışılan konusu da budur.

Evrimcilerin doğal seleksiyonun sözde evrimleştirici gücü olduğuna dair verdikleri en klasik örnek Sanayi Devrimi sırasında İngiltere'deki iki kelebek türünün sayılarındaki değişimdir. Sanayi devrimi öncesinde İngiltere'nin Manchester yöresindeki ağaçların kabukları açık renkli olduğundan, bunların üzerine konan koyu renkli güve kelebekleri kuşlar tarafından rahatça ayırt edilip avlanmışlardır. Bu nedenle koyu renkli kelebeklerin sayısı kendilerini daha iyi kamufle eden açık renklilere göre azalmıştır. Ancak Sanayi Devrimi sonrasında koyulaşan ağaç kabukları üzerinde bu sefer de açık renklilere göre daha zor ayırt edilen koyu renkli kelebeklerin sayısı artmıştır. Açık renklilerin sayısı ise azalmıştır.

Evrimciler bu olayı, "açık renkli kelebekler doğal seleksiyonla koyu renkli kelebeklere dönüştüler" şeklinde yorumlayarak evrime kanıt gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bu iddia, ders kitaplarımızda da aynı mantıkta anlatılmaktadır. Oysa, olay yalnızca koyu renklilerin avantajlı hale gelerek daha çok hayatta kalma ve çoğalma imkanı bulmaları, bu avantajı kaybeden açık renklilerin ise sayıca azalmalarından ibarettir. Açık renkli kelebek türü evrim geçirerek koyu renkli kelebek türüne dönüşmemiştir. Zira her iki renkteki tür de baştan beri mevcuttur. Yalnızca değişen şartlara göre iki türün sayıları arasında bir farklılık meydana gelmiştir.

Tanımından ve Sanayi Devrimi kelebekleri örneğinden de anlaşılacağı gibi doğal seleksiyonun evrim teorisine kazandırdığı hiçbir şey yoktur. Doğal seleksiyonun bir türe yeni bir organ ekleyip, yeni bir özellik katma, bir türün genetik bilgisini zenginleştirme, bir türü bir başka türe dönüştürme, yani evrimleştirme gibi bir gücü yoktur.

Dolayısıyla, ders kitaplarında yer alan "doğal seleksiyonun evrimleştirici gücü vardır, Sanayi Devrimi kelebekleri buna bir örnektir" şeklindeki yorumlar, bilimsel bulgularla açıkça çelişen açıklamalardır.

Yine Kelime Oyunları ve Mantık Çelişkileri

Evrim teorisinin (Neo-Darwinizm'in) iddiası, doğal seleksiyon ve mutasyonun birlikte çalışan iki evrimleştirici mekanizma olduğudur. Bu iddiaya göre, mutasyonlar bazen canlılara yeni bir genetik bilgi (dolayısıyla yeni ve yararlı bir özellik) eklerler ve bu da doğal seleksiyonla seçilir. Evrim teorisinin bu iddiası, ders kitaplarında da tekrarlanmakta ve buraya kadar ele aldığımız mutasyon-doğal seleksiyon anlatımları yapılmaktadır.

Ancak evrim teorisi bilimsellik iddiasında olduğuna göre, mutasyon-doğal seleksiyon mekanizmalarının gerçekten evrimleştirici güce sahip olduklarını gösterecek gözlemlenmiş somut örnekler ortaya koymak zorundadır. Oysa evrimciler bunu yapamamaktadırlar, çünkü genetik bilgiyi artıran bir mutasyon şimdiye kadar asla gözlemlenmemiştir. Gözlemlenmiş ya da laboratuvarda denenmiş tüm mutasyonlar, önceki sayfalarda da belirttiğimiz gibi genetik bilgiyi tahrip edici, dolayısıyla zararlı özelliktedirler.

Bazı ders kitaplarının yazarlarının, bu gerçek karşısında önceki sayfalarda değindiğimize benzer bir göz boyamaya gittiklerini görüyoruz. Bu yazarların kitaplarında, önce mutasyon-doğal seleksiyon mekanizmaları ile ilgili klasik evrimci anlatımlar yapılmaktadır. Ardından da, "Bu mekanizmanın gözlemlendiği pek çok örnek vardır" denmekte ve birkaç örnek sayılmaktadır. Ancak bir nokta çok ilginç ve önemlidir. Sayılan tüm örnekler, genetik bilgiyi tahrip eden ve canlılara zarar veren mutasyonların doğal seleksiyonla elenmesi ile ilgilidir. Örneğin Öner Gücün adlı yazar tarafından kaleme alınan Liseler İçin Ders Kitabı, Biyoloji 3 adlı kitapta şu örnek yer almaktadır:

Hemofili genini taşıyan hemofili hastası insanların hayatlarını sürdürmeleri normal insanlara göre oldukça zordur. Hemofili hastalarının çocuk sayıları da azdır. Dolayısıyla hemofili geni sürekli olarak seleksiyona uğrar. Bundan dolayı da hemofili geninin frekansı popülasyonda azalır. Seleksiyona uğrayan genin frekansı sürekli azalmasına rağmen tamamen kaybolmaz. Normal frekansını korur. Halbuki seleksiyon sonucu bu genlerin tamamen ortadan kalkması gerekir. Günümüzde hala hemofili geni mevcuttur. Hemofili geninin kaybolmamasının nedeni, normal genlerin mutasyonla hemofili genine dönüşmesidir.

Burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekir: İnsanların mutasyon yüzünden hemofili hastalığına yakalanması, sonra da doğal seleksiyon yoluyla bu hastaların sayılarının azalması, "evrim"e delil değildir. Aksine bu örnek, mutasyon-doğal seleksiyon mekanizmalarının canlıların yapısını geliştirmediğini, sadece bozulmaktan koruduğunu ve sabit tuttuğunu gösterir. Ama ne yazık ki bu gibi örnekler, büyük bir mantık çelişkisi içinde, ders kitaplarını okuyan çocuklarımıza "evrimin bilimsel delilleri" olarak öğretilmektedir.

Bu nedenlerle, ders kitaplarında kullanılan üslubun, "Doğal seleksiyon ve mutasyon mekanizmalarının bir canlıyı evrimleştirdiğine dair bilimsel bir veri yoktur. Bu iki mekanizma, türleri bozulmaktan koruyarak sabit tutan mekanizmalardır" şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

İddianın Yer Aldığı Ders Kitapları:

İlköğretim Fen Bilgisi Ders Kitabı 8, Bahattin Soydan, Hüseyin Başak, Hülya Soydan, İstanbul:Serhat Yayınevi, 1996, s. 170, 172.
İlköğretim Fen Bilgisi 8, Ders Kitabı, N. Sefa Çimen, Hayrettin Sönmez, Osman Yılmaz, İstanbul:Salan Yayınları, s. 198.
İlköğretim Fen Bilgisi Ders Kitabı 8, Bahattin Soydan, Hüseyin Başak, Hülya Soydan, Ankara: Serhat Yayınevi, s. 170-171
İlköğretim Fen Bilgisi Ders Kitabı 8, Cengiz Yalçın, Hamza Yılmaz, Musa Doğan, Selma Şimşek, Şevket Üzün, Tevfik Yıldırım, Nuri Korkmaz, Gülçin Gültiken, Cemile Taşçıoğlu, Arife Evrensel, Sadakat Özdemir, İstanbul:Milli Eğitim Basımevi, 1997, s. 179.
İlköğretim Fen Bilgisi Ders Kitabı 8, Nihat Bilgin, Kemal Çağıcı, Ankara: Yaprak Yayınları, 1996, s. 163