YANILGI 10

"Antibiyotiklere dayanıklı bakterilerin oluşumu mutasyonla olur."

Açıklama: Evrimciler, bazı bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç göstermelerini evrimin deliliymiş gibi sunmaya çalışırlar. Bu direnç mekanizmasının da mutasyonlar sonucunda meydana geldiğini iddia ederler. Bu iddia ders kitaplarına kadar da girmiştir.

Oysa bakterilerdeki bu özellik, onların antibiyotiklere maruz kalınca geliştirdikleri bir özellik değildir. Çünkü bu canlılar söz konusu özelliklere antibiyotiklerin ortaya çıkmasından önce de sahipler. Scientific American dergisi, evrimci bir yayın olmasına karşın, Mart 1998 sayısında bu konuda şöyle bir itirafa yer vermiştir:

Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti. Bilim adamları bu genlerin neden evrimleştiklerini ve varlıklarını sürdürdüklerini kesinlikle bilmiyorlar.

Görüldüğü gibi, bakterilerde direnç sağlayan genetik bilginin, antibiyotiklerden önce var olması, evrimciler tarafından açıklanamayan ve teorinin iddiasını geçersiz kılan bir gerçektir.

Dirençli bakterilerin, antibiyotiklerin keşfinden yıllarca önce mevcut olduğu, ciddi bir bilimsel yayın olan Medical Tribune dergisinin, 29 Aralık 1988 sayısında da ilginç bir olay aktarılarak belirtilmektedir: 1986'da yapılan bir araştırmada, 1845 yılındaki bir kutup keşfi sırasında hastalanarak hayatını kaybeden denizcilerin buzda korunmuş cesetleri bulunmuştur. Bu cesetlerin üzerinde 19. yüzyılda yaygın olan bazı bakteri çeşitleri tespit edilmiş ve test edildiğinde, bunların 20. yüzyılda üretilmiş pek çok modern antibiyotiğe karşı direnç özellikleri taşıdıkları hayretle saptanmıştır.

Bu tür direnç özelliklerinin penisilinin icadından önce de birçok bakteri türünde mevcut olduğu tıp dünyasında bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla bakterilerdeki direnç özelliğinin evrimsel bir gelişme gibi öne sürülmesi kesinlikle aldatıcı bir iddiadır.

Peki günlük dilde "bakterilerin bağışıklık kazanması" denen süreç gerçekte nasıl oluşur?

Bakterilerin kendi türleri içinde sayısız varyasyonları (çeşitleri) vardır. Bu varyasyonların bir kısmı ise, yukarıda belirttiğimiz gibi, bazı ilaçlara karşı direnç sağlayacak genetik bilgiye sahiptir. Bakteriler belli bir ilacın etkisine maruz kaldıklarında, ilaca dayanıksız varyasyonlar yok olur; dirençliler ise hayatta kalır ve daha fazla çoğalma imkanına kavuşurlar. Belli bir zaman sonra tamamen yok olan dirençsiz bakterilerin yerini, hızla çoğalan bu dirençli bakteriler doldurur. Bir süre sonra, aynı bakteri türü yalnızca söz konusu antibiyotiğe dirençli olan bireylerden oluşmuş bir koloni haline gelir ve artık aynı antibiyotik o bakteri türüne karşı etkisiz olur. Ancak bakteri yine aynı bakteri, tür yine aynı türdür.

Dikkat edilirse burada, evrimcilerin iddia ettiğinin aksine, dirençsiz olan bakterilerin, antibiyotiğe maruz kaldıklarında mutasyon geçirip dirençli bakterilere dönüşmeleri, böylece yeni bir genetik bilgi edinmeleri gibi evrimsel bir süreç yoktur. Yalnızca aynı bakteri türünün zaten baştan beri birarada var olan dirençli ve dirençsiz çeşitleri arasında bir elenme gerçekleşmektedir. Bu ise yeni bir bakteri türünün ortaya çıkması, yani "evrim" değildir. Aksine var olan varyasyonlardan biri yok olmaktadır; yani evrimin tam tersi bir gelişme yaşanmaktadır.

Aynı durum böceklerin DDT'ye karşı bağışıklık kazanmaları konusu için de geçerlidir. Bağışıklığı olan böceklerin bağışıklık genleri DDT'den önce de mevcuttur. DDT'nin icadından sonra önceden de bağışıklık sahibi olan böcekler hayatta kalmış ve çoğalmışlar, bu özelliğe sahip olmayanlar ise elenerek yok olmuşlardır. Sonuçta geriye yalnızca DDT'ye bağışıklığı olan böceklerin oluşturduğu bir popülasyon kalmıştır.

Evrimci biyolog Francisco Ayala; "Böcek zehirlerinin en kapsamlı türlerine karşı gösterilen bağışıklık, bu insan-yapımı maddelerin böceklere uygulandığında, o böcek türünün çeşitli genetik varyasyonlarında açıkça vardı" diyerek bu gerçeği kabul eder.

Halkın büyük çoğunluğunun mikrobiyoloji alanında bilgi edinme ve araştırma imkanına sahip olmadığını bilen evrimciler de bu direnç ve bağışıklık konularında açık bir aldatmacaya başvurmaktadırlar. Özellikle de bu konuyu medyada sık sık gündeme getirerek, evrimin çok büyük bir kanıtı gibi sunmaktadırlar. Oysa ne bakterilerdeki antibiyotik direncinin ne de böceklerdeki DDT bağışıklığının evrime hiçbir delil sağlamadığı çok açıktır. Ancak her iki konu da, evrimcilerin teorilerini haklı çıkarmak uğruna ne tür çarpıtma ve göz boyamalara başvurduklarını göstermek açısından iyi birer örnektir.

Bilimsel yönden bir geçerliliği olmayan bu gibi evrimci iddiaların ders kitaplarında bilimsel bir gerçek gibi anlatılmasının sakıncalı bir uygulama olduğu ise açıkça ortadadır.

İddianın Geçtiği Ders Kitapları:

İlköğretim Fen Bilgisi Ders Kitabı 8, Cengiz Yalçın, Hamza Yılmaz, Musa Doğan, Selma Şimşek, Şevket Üzün, Tevfik Yıldırım, Nuri Korkmaz, Gülçin Gültiken, Cemile Taşçıoğlu, Arife Evrensel, Sadakat Özdemir,
İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1997, s. 178.Ortaokul Fen Bilgisi 8, Ders Kitabı, Bekir Onat, Mümin Hatipoğlu,
Musa Acılıoğlu, İstanbul: Özer Yayınları, s. 167.
35 Francisco J. Ayala, "The Mechanisms of Evolution", Scientific American, Cilt 239, Eylül 1978, s. 64
36 Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 179